loader
Yükleniyor...
İstanbul

Tüm Yönleriyle Depresyon

Tüm Yönleriyle DepresyonPsikoloji ile ilgili en büyük yanılgılardan biri de, depresyonun “kötü hissetmekle” eşdeğer tutulmasıdır. Sevgilisinden ayrılan, patronundan azar işiten, girdiği sınavdan geçerli not alamayan vb. pek çok kimse kendisinin depresyonda olduğunu söyler veya en azından çevresindekiler bu teşhisi koyar.

Oysa ki depresyon ciddi bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Aslında bir hastalıktır. Öyle bir hastalık ki, sabah uyandığınız ilk anda kör bir bıçağın kalbinize saplandığını ve kanırtıldığını düşünün. O derece acı çekersiniz ki canınızı alması için Tanrı’ ya dua edersiniz. Yataktan kalktığınız anda cehennem azabı başlamış demektir. Çünkü eğer ciddi bir depresyon geçiriyorsanız zaman algınız bozulmuştur. Bir saatin bir yıl kadar uzun geçtiğini söylediğinizde abarttığınızı düşünürler. Geçen her dakika vücudunuzdan lime lime etlerinizin kopartıldığı bir korku filmi gibidir.

Netice itibariyle depresif hissetmekle depresyonda olmak farklı şeylerdir. Depresyondaysanız yemekten içmekten kesilirsiniz veya tıkınırcasına yersiniz. Cinsel isteğiniz o kadar düşer ki cinsel kimliğinizi bile unutursunuz. Yapmaktan en çok keyif aldığınız şeyler bile eziyet haline dönüşebilir. Günlerce yataktan çıkmamak üzere uyumak isteyebilir, ya da sabahlara kadar gözünü kırpmayan bir vampire dönüşebilirsiniz. Başta mutsuzluk olmak üzere suçluluk, değersizlik, özgüvensizlik, karamsarlık, ümitsizlik bütün ruhunuzu sarmıştır. En çok ölmeyi istersiniz, ancak bunu yapmaya dahi enerjiniz yoktur. Kimisi alkole, uyuşturucuya sığınır; birkaç saat olsun iyi hissedebilmek için. Oysa ki zaten hassas olan beyin kimyasını mahvederek hastalığına tuz biber ektiğinin farkında değildir. Şüphesiz depresyondaysanız ilaçlarla birlikte aldığınız bir bardak bira bile korkunç sonuçlar doğurabilir.   

Birileriyle konuşmak, dertleşmek istersiniz.  Ancak, söylediklerinizin ve size söylenenlerin zerre kadar değeri olmadığını hissedersiniz. Yakınlarınız  akıl verir; “her şeyin var, haline şükret, biraz gayret et, çık dışarıya gez dolaş…” Hele bir de pozitif düşünmenizi, hayata olumlu yönlerinden bakmanızı tavsiye edenler yok mu? Farkında olmadan en ağır hakareti edenler onlardır. İlerleyen süreçte ise depresyonunuzdan çevrenizdekilerin sıkıldığını ve sizden duygusal olarak uzaklaştıklarını fark edebilirsiniz. İşte o zaman en işe yaramaz tavsiyeleri bile duymak isteyecek kadar yalnızlaştığınızı fark edersiniz.

Pek çok şey söylenir bu illetle ilgili. Genetik yatkınlığı olduğundan, çeşitli tıbbi durumların, kullanılan ilaçların ve en çok da kötü çocukluk yaşantılarının tetiklediğinden bahsedilir. Sevdiğiniz birini kaybetmeniz, uzun süreli okul, aile, iş sorunları veya hayatınızda yaşadığınız büyük bir değişiklik ciddi bir depresyonun davetkârı olabilir. Manilisi, manisizi, distiğimiği, siklotimiği, maskelisi, doğum sonrası olanı, ağırı, ortası, hafifi vardır... Kimi zaman anksiyete, panik atak, hipokondriyak şikayetler gibi pek çok diğer psikiyatrik rahatsızlığı beraberinde getirir.

Aşırı alınganlaşır, duygusal olarak çabuk dağılırsınız. Düşünceleriniz o kadar yavaşlar ki o anda bir zeka testine girecek olsanız muhtemelen düşük bir sonuçla karşılaşırsınız. Hatırlamakta, yoğunlaşmakta, konuşmakta ve karar vermekte zorlanırsınız. Dünyanın en işe yaramaz, beceriksiz insanı olduğunuza dair tereddütleriniz azalır. En kötüsü de bir daha asla eskisi gibi olamayacağınızı düşünürsünüz. Kainattaki her şey anlamını yitirmiştir. Artık sizi kurtarması için sadece İlahi bir mucizenin gerçekleşmesini beklersiniz.

Oysa ki durum o kadar da ümitsiz değildir. İlk yapacağınız şey depresyonla ilgili internette yer alan ve yüzde 90’ ı aynı içeriğe sahip makale ve yazıları okumayı bir kenara bırakmak olmalıdır. Ardından en yakınınızdaki bir hastanenin psikiyatri polikliniğine başvurup tıbbi tedaviye başlamanız gerekiyor. Ama siz siz olun, doktorun verdiği ilaçları dakikasını bile şaşırmadan kullanın. Bazen ilaçlar aşırı yan etkiler yapabilir ve bu durumda doktorunuzun ilaçlarınızı yeniden düzenlemesi gerekir. Bu yüzden kontrollerinize düzenli gidin ve mümkün olduğunca aynı hekime muayene olun. Tıbbi tedaviye destek olarak alanında uzman, deneyimli bir psikoterapistten destek alarak bir terapi sürecinden geçmeniz son derece sağlıklı ve doğru bir adım olacaktır. Bu tedavi ve terapi sürecine girdiyseniz çok büyük bir iş başarmışsınız demektir. Bundan sonra ihtiyacınız olacak tek şey biraz “sabır” olacaktır.

Mustafa GÖDEŞ
Klinik Psikolog